Türkiye'nin Doğu Sınırından Düzensiz Göç Akışı ve Göçmen Kaçakçılığı Faaliyetleri: Van İli Afgan Göçmenler

Türkiye'nin Doğu Sınırından Düzensiz Göç Akışı ve Göçmen Kaçakçılığı Faaliyetleri: Van İli Afgan Göçmenler

  • Araştırma Yazıları
  • 18 Mart 2021 Perşembe
  • 0
  • Okunma : 1155

Afganistan topraklarındaki geçmişten beri süregelen çatışmaların, karışıklıkların, iç ve dış faktörlerin hakimiyet savaşlarının, müdahalelerin ve Taliban etkisinin ülke içinde yarattığı istikrarsızlık yıllardır milyonlarca Afgan’ı yerinden edip evlerinden ayrılıp göçe itmektedir. Batıda daha iyi bir hayat arayışının düşüncesiyle Afganlar, Pakistan ve İran üzerinden Türkiye’ye yani doğunun batıya bağlandığı topraklara ulaşmaya çalışmaktadırlar. Bu süreç genellikle göçmen kaçakçılarının aracılığıyla ve oldukça zor koşullarda gerçekleşmektedir. Aylar süren bu zor göç yolculuğu, Türkiye’nin düzensiz göç hareketlerinden en fazla etkilendiği doğu kara sınırlarından ve özellikle Afganların da geçerken izlediği Van ili sınırlarından gerçekleşmektedir. Bu araştırmada, Afgan düzensiz göçmenleri göçe iten sebepler, göçmen kaçakçılarıyla izledikleri yollar ve koşullar, Türkiye’nin doğusunda Van ili özelinde yaşananlar ve Afgan düzensiz göçmenlerin durumu incelenmiştir. Anahtar kelimeler: Afganistan, düzensiz göç, göçmen kaçakçılığı, Van, uluslararası koruma


  1. GİRİŞ

Türkiye bulunduğu coğrafi konum nedeniyle göç hareketliliklerinden oldukça etkilenen bir bölgede bulunmaktadır. Doğu ve Batı dünyasını birbirine bağlayan köprü niteliğindeki toprakların sınırları pek göç dalgasına tanıklık etmiştir ve etmeye de devam etmektedir. Küreselleşen dünyada Batı’da artan fırsatlar ve Doğu’da şiddetlenen çatışmalar ve yaşamın güçleşmesi sebebiyle bu doğudan batıya doğru göç hareketliliklerinin artışta olduğu son yıllarda görülmektedir. Bu çatışmaların ve karışıklıkların yarattığı göç hareketliliklerinden en çok etkilenen ülkelerden biri olan Afganistan, 1970’lerin sonundan beri daha iyi hayat şartlarına sahip olmak için evlerini bırakan insanların köken ülkesi olmuştur. Afgan göçmenlerin genellikle bu yolculuğu gerçekleştirmesini sağlayacak göçmen kaçakçılarının faaliyetleri de artan göç hareketliliklerinden doğru oranda etkilenerek artış göstermektedir. Türkiye Afganların Batı’ya doğru olan göç hareketliliklerinde transit ülke olması sebebiyle ve geçmek zorunda oldukları Doğu’daki zorlu kara sınırı nedeniyle oldukça önemli bir konumdadır. Bu noktada en çok kullanılan geçiş güzergahı Van-İran sınırı da bölgede özellikle Van ilinin önemini ortaya çıkarmaktadır. Bu çalışmada Afganların hangi sebeplerden Türkiye’nin doğu sınırından gerçekleşen düzensiz göç hareketliliklerinin büyük bölümünü kapsadıkları, suç teşkil ettiği halde düzensiz göçmenlerin neden göçmen kaçakçılığı faaliyetlerinin içinde yer aldıkları, Türkiye sınırına gelene kadar ne gibi zorluklarla karşılaşıldığı, Van ilinin Afganlar ve göç hareketliliği içerisindeki yeri ve önemi incelenmek istenmiştir. Araştırma yazısının daha iyi anlaşılabilmesi için Afganistan’da neler yaşandığını ve Afganların neden göç etmek zorunda kaldıklarının incelenmesi de gerektiği düşünüldüğünden çalışmanın ilk kısmı buna ayrılmıştır. İkinci bölümde Afganistan’dan başlayan göç yolculuğunda göçmen kaçakçılığı faaliyetlerinden ve aşamalı göç yolculuğundan bahsedilmiştir. Üçüncü bölümde Van-İran sınırında Afgan düzensiz göçmenlerin yaşadıkları olaylar üzerine; dördüncü bölümde ise Van iline geldikten sonra yaşananlar ve Afgan düzensiz göçmenlerin durumu üzerine bu konular hakkında daha önce yapılmış saha çalışmalarının ve görüşmelerin raporlarından derlenenler ışığında bilgiler aktarılmış ve değerlendirmeler yapılmıştır.

  1. AFGANİSTAN’DA YAŞANANLAR VE AFGANLARI GÖÇE İTEN SEBEPLER

Afganistan jeopolitik konumu sebebiyle geçmişten beri pek çok dış faktörün ve büyük gücün arasında çatışmaların ve düzensizliğin hâkim olduğu bir ülke konumundadır. Bu sebeptendir ki ülke içerisindeki sürekli istikrarsızlık durumu Afganistan’ı göç hareketliliklerinde istikrarlı ve önemli bir köken ülke haline getirmiş, yıllarca milyonlarca Afgan’ın yerinden edilip dünyada en çok mülteci statüsündeki gruplardan biri olma konumuna gelmelerine neden olmuştur.  Afganistan’ın sürekli istikrarsız yapısı ve çatışma yuvası olmasından kaynaklı sürekli gerçekleşen büyük göç hareketliliklerinin köken ülkesi olması durumuna bakıldığında tarihte pek çok olay dikkat çekmektedir. Bunların en önemlisi ise 1978 yılında başlayıp 1989 yılında sona eren olaylar silsilesinden kaynaklıdır. Soğuk Savaş döneminde Amerika Birleşik Devletleri’nin başında bulunduğu Batılı ülkeler ile Sovyetler Birliği’nin Afganistan topraklarındaki hakimiyet savaşı 1978 yılının Nisan ayında farklı bir boyuta varmıştır. Sovyetler Birliği ve komünizm destekçisi Afganistan Demokratik Halk Partisi’nin (ADHP) mevcut Davut Han hükümetine gerçekleştirdiği darbenin hemen 1 yıl sonrasında, 1979 yılında, yeni rejimi desteklemek için bölgeye gönderilen Sovyetler Birliği askerlerinin Afganistan topraklarında müdahaleye -daha doğru bir tabirle işgale- kalkışmasıyla birlikle sayıları önce binlere sonra milyonlara ulaşan Afganların zorla yerinden edilme süreçleri başlamış oldu (Schmeidl, 2002; Yancı, 2020). Bu işgalle birlikte Sovyetler Birliği ve Afganistan arasında 1989’a kadar sürecek olan fakat Sovyetler çekildikten sonra bile iç savaş halinde devam eden ve etkilerinin günümüzde bile hala sürdüğü Afganistan Savaşı da başlamış oldu. Bu süreçte sadece 5 milyonun üzerinde insan çevre ülkelerden İran ve Pakistan’a zorla göç etmek zorunda kalmadı, aynı zamanda 2 milyon kadar insan da ülke içinde yerinden edilmek ve evlerini terk etmek zorunda kaldı (Jackson, 2009). Bu süreçte İran 1951 Cenevre Sözleşmesi ve 1967 Protokolü’nü imzalayan ülkelerden biri olduğu için Müslüman kardeşliği dayanışması diyerek Afgan mültecilere kucak açtı. Pakistan ise Birleşmiş Milletler başka bir anlaşma oluşturup Afganlara kapılarını açarak yardımlarda bulunan bir diğer önemli Müslüman ülke oldu (Dora ve Kuschminder, 2009). Bu içerden ve dışardan güçlerin ülke içinde yarattığı savaş ve çatışma ortamı 1989 yılında Sovyetler Birliği’nin Afganistan’dan çekilmesinin ardından da son bulmadı. Sovyetler’ in ülke içinde geride bıraktığı tahribattan, istikrarsızlıktan ve otorite boşluğundan yararlanmak isteyen yeni güçler ortaya çıktı. Bu süreçte Mücahid gruplar arasındaki karışıklıkların ve iç savaşın hâkim olduğu bu ortamda, 1994 yılında radikal İslami örgüt olarak ortaya çıkan Taliban hareketiyle birlikte Afganistan toprakları yakın tarihinde yeni bir göç dalgasının kökeni haline geldi. Bu tür çeşitli örgütlenmeler ve özellikle Taliban hareketi, başlarda ülkenin kaotik ortamında bir kurtuluş yolu olarak görülerek halk tarafından desteklense de sonraları bütün Afgan toplumunu yıllar boyunca kanlı olayların içine çeken bir yükselişin başlangıcı olmuştur (Şahin, 2016).  Aynı zamanda Taliban, başlarda geçmişten bu yana Afganistan üzerinde planları olan Amerika Birleşik Devletleri’nin desteğini alan bir örgütken daha sonrasında aralarındaki çıkarcı politikalarının uyuşmazlığı sebebiyle sonrasında ABD tarafından ‘’terör örgütü’’ ve ‘’teröristler’’ olarak nitelendirilmeye başlamışlardır. Taliban’ı hem maddi olarak hem askeri olarak destekleyen ülke sadece ABD olmamıştır. Bu oluşumu aynı zamanda Pakistan ve Suudi Arabistan da fazlasıyla desteklemiştir (Aydın, 2010). Taliban’ın ülkenin yönetimini ele geçirmesiyle birlikte oluşumu sırasında barışı ve kalıcı istikrarı sağlama amacı yerini ülkeyi baskıcı ve katı şeriat kurallarına göre yönetme şekliyle değiştirmiştir.  Kendini bu baskının altında güvensiz hisseden Afgan haklı bununla birlikte canlarını korumak adına ülkenin bir diğer önemli göç dalgasının kıvılcımını yakmıştır.  Tüm bu yıkıcı olayların beraberinde getirdiği insan hakkı ihlalleri, kötü muameleler, işkenceler, yargısız infazlar ve bunları ardında bırakıp kaçmak isterken geçtikleri göç süreci içerisinde özellikle çocuklar ve kadınlar pek çok açıdan travmaya maruz kalmıştır. 11 Eylül olaylarının ardından uluslararası güvenlik, terörizm ve göç olgularının tekrar sorgulanmaya başlandığı sistemde, ABD’nin Afganistan’ı fiilen işgali ülke için başka bir önemli dönüm noktası olmuştur (Karadağ, 2021). Afganistan topraklarına girmek ve müdahalede bulunmak için 11 Eylül olaylarının ardında El Kaide terör örgütünün olduğunu ve bu örgütün lideri olan Usame Bin Ladin’e Taliban tarafından destek verildiği gerekçesini ileri süren ABD, etkisinin hemen her yerde hissedileceği kendine göre ‘’meşru’’ olan büyük bir hareketliliği başlatmıştır (Şahin, 2016). ABD’nin müdahalesi ilk başta Afgan halkı tarafından geçmişte Taliban’a olduğu gibi barışı sağlayarak baskıcı ortamdan kurtulacakları düşüncesiyle iyi karşılanırken, sonrasında Taliban’ın şiddetlenen eylemleri ve ABD’nin sivillere olan tutumları sonrasında yine Afgan toplumu için üzücü boyutlara ulaşmıştır. Özellikle 1970’lerden beri başlayan bu iç ve dış faktörlere bağlı çatışmalar, işgaller, müdahaleler, baskılar, insan haklarından yoksunluk, şiddet, ekonomik faktörler, doğal olaylar ve diğer pek çok etken on yıllar boyunca milyonlarca Afgan’ı yerinden ederek Pakistan’a, İran’a, Türkiye’ye ve Avrupa’ya doğru göçe itmiştir (Karadağ, 2021). Pek çok insan Afganistan’ı terk ederken 2001 sonrası değişen güvenlik algıları sebebiyle Pakistan’dan ve İran’dan milyonlarca Afgan geriye dönüş yapmak zorunda da kalmıştır (Dora ve Kuschminder, 2009). Bu süreçte sadece dış göç değil kırsaldan kentlere doğru bir iç göç hareketinin oranı da önemli derecede artmak durumunda kalmıştır. Ülke içinde devam eden istikrarsızlıktan, yaşam koşullarının değişmesinden ve doğal sebeplerden dolayı da Afganlar ülke içinde yerinden edilip evlerini bırakmak zorunda kalmışlardır. 

  1. AFGAN DÜZENSİZ GÖÇMENLER VE GÖÇMEN KAÇAKÇILIĞI FAALİYETLERİ

Göç olgusu insanlık tarihi kadar eski ve insanın bir yerden başka bir yere hareketinin ötesinde bir olgudur. Göçün farklı boyutları olduğu kadar farklı yolları da vardır. Her göç hareketi uluslararası hukuka ve kişilerin şartlarına göre değişiklikler gösterir. Yasadışı yollarla bir ülkeye girmiş olan veya yasal olarak girmiş olsa bile sonrasında kalması için gerekli olan belgelerin olmamasından veya başka birtakım sebeplerden dolayı belgesiz ve izinsiz olarak orda kalmaya devam eden kişiler düzensiz göç hareketinin bir parçası olmuşlardır. Uluslararası Göç Örgütü’ne (IOM) göre düzensiz göçmen ‘’Yasadışı giriş, giriş koşullarının ihlali veya vizenin geçerlilik tarihinin sona ermesi yüzünden transit veya ev sahibi ülkede hukuki statüden yoksun kişi.’’ olarak tanımlanmaktadır (Göç Terimleri Sözlüğü, 2009). Türkiye, Doğu ve Batı dünyası arasındaki bağlayıcı konumunun öneminden dolayı varış ülkesi ve transit ülke olma rolünü üstlenmektedir.  Türkiye bu konumu itibariyle de doğudan, güneydoğudan, güneyden ve batıdan toplam 8 ülkeyle olan sınır komşuluğu sebebiyle de göç dalgalarından özellikle düzensiz göç hareketliliklerinden etkilenen bir ülkedir. Göç İdaresi Genel Müdürlüğü’nün verilerine göre 2019 yılında 454.662, 2020 yılında 122.302 ve 2021 yılının ilk iki ayında 11.336 düzensiz göçmen Türkiye’ye giriş yapmıştır. 2020 yılında tüm dünyayı etkileyen Covid-19 salgını düzensiz geçişleri azaltmış gibi gözükse de sayıların hala çok yüksek olduğunu da vurgulamakta fayda vardır. Uyruk dağılımlarına bakıldığında ise bu düzensiz göçmenlerin 2019 yılında 201.407’sinin, 2020 yılında 50.161’inin ve 2021 yılının ilk iki ayının verilerine göre de 40.062’sinin Afgan uyruklu olduğu tespit edilmiştir (Düzensiz Göç, 2021).  Afganların ilk bölümde de bahsedildiği gibi çeşitli göç sebeplerine dayanarak çoğunlukla Pakistan ve İran’a gitmelerinin özellikle 2000’lerde azalmasının ve Afgan uyrukluların bu ülkelerde sayılarının azalmasının genel olarak sebepleri yapılan yardımların yavaş yavaş kesilmesi, ekonomik olarak zorluklar, ayrımcılığa ve kötü muameleye maruz kalma, ikamet izinlerinin uzatılmayarak durumun zorla sınır dışı etmeye kadar gelmesidir. Afgan düzensiz göçmenlerin Türkiye’deki sayılarında yıllar içinde gözlemlenen artışın sebebi ilk başta Türkiye’yi bir köprü, bir transit ülke olarak kullanarak gelişmiş ve daha iyi imkanlara sahip olmayı hayal ettikleri Batı ülkelerine göç edebilmek içindir. Yapılan saha çalışmalarının raporları incelendiğinde bu durumun kimi gruplar için Türkiye’nin bir varış ülkesi haline gelmiş olduğu fakat bunun çoğunlukla daha ilerde üçüncü bir ülkeye yerleştirilebilmek umuduyla yapıldığı söylenebilir. 1951 Cenevre Sözleşmesi ve ardından bu sözleşmenin eki 1967 New York Protokolü’nü imzalarken Türkiye’nin ortaya koyduğu coğrafi çekinceye göre Afganlar mülteci statüsüne sahip olamıyorlar. 2018 yılına kadar Suriyeli olmayan sığınmacılar için Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (BMMYK) ve Sığınmacılar ve Göçmenlerle Dayanışma Derneği (SGDD) uluslararası koruma başvurularını birlikte yürütmekteydi fakat sonrasında artık bu işlemlerin Göç İdaresi Genel Müdürlüğü’ne bağlı İl Göç İdaresi Müdürlükleri’nde yapılacağı açıklandı (Leghtas ve Thea, 2018). Uluslararası koruma başvurusu kabul edilenlere şartlı mülteci statüsü sağlanıyorken bu işlem giderek zorlaştığı, yeterli bilgi sahibi olmadıklarından veya bekleme sürelerinin uzunluğundan dolayı yapılan saha çalışmaları incelendiğinde Afgan düzensiz göçmenlerin pek çok konuda sıkıntılar yaşadığı görülmektedir. Şartlı mülteci kavramı ‘’Türkiye’nin 1951 yılında imzaladığı Cenevre Sözleşmesi’ne bağlı olarak ortaya koyduğu coğrafi çekince itibariyle Avrupa dışında meydana gelen olaylar nedeniyle, mülteci tanımındaki şartlara haiz olduğunu iddia ederek, üçüncü ülkelere iltica etmek üzere Türkiye’den uluslararası koruma talebinde bulunan kişi’’ olarak tanımlanmaktadır (Şartlı Mülteci, GİGM). Uluslararası korumaya başvuramayanlar ve kayıtsız Afganlar için hayatın pek çok alanında zorluklar yaşanıyor. Hiçbir yardım alamamak, çalışma iznine sahip olamayacağı için kaçak ve çok ucuza çalışmak zorunda olmak, sağlık ve eğitim sektörlerinden yararlanamamak ve sınır dışı edilme korkusu bu zorluklardan birkaçı olarak belirtilebilir. Düzensiz Afgan göçmenlerin daha iyi yaşam koşulları için çıktıkları yoldan varış ülkesi olan Türkiye’de karşılaştıkları zorluklara kadar geçen süreçte üstünde durulması gereken bir diğer konuda Afganistan ve Türkiye arasındaki göç yolculukları sırasında yaşananlardır. Afganlar bu zorlu göç yolculuğu sürecini daha çok göçmen kaçakçıları yoluyla yapmaktadırlar. Göçmen kaçakçılığı faaliyetleri düzensiz göç hareketliliğinde önemli bir yer taşımaktadır ve Türkiye’de de oldukça fazla görülmektedir. Önce göçmen kaçakçılığı kavramını incelemek gerekirse, göçmen kaçakçılığı Sınıraşan Örgütlü Suçlara Karşı Birleşmiş Milletler Sözleşmesi’ne Ek Kara, Deniz ve Hava Yoluyla Göçmen Kaçakçılığına Karşı Protokol (Göçmen Kaçakçılığına Karşı Ek Protokol)’ün “Tanımlar” başlıklı 3. maddesinin (a) bendinde; “doğrudan veya dolaylı olarak, mali veya diğer bir maddi çıkar elde etmek için, bir kişinin vatandaşlığını taşımadığı veya daimi ikametgâh sahibi olmadığı bir Taraf Devlete yasadışı girişinin temini” olarak ifade edilmiştir (Alşahin ve Yenidünya, 2009, s.2). Göçmen kaçakçılığı daha sonra 2002 yılında Türk Ceza Kanunu’na ayrı bir suç olarak tanımlanmıştır. TCK madde 79’a göre göçmen kaçakçılığı suçunun 3 yıldan 8 yıla kadar hapis ve 10.000 güne kadar adli para cezası bulunmaktadır. Hayati bakımından bir tehlike oluşturması veya onur kırıcı bir muameleye maruz bırakılarak işlenmesi hâlinde, verilecek ceza yarısından üçte ikisine kadar da artırılmaktadır. Göçmen kaçakçılığı Birleşmiş Milletler tarafından ulus-üstü suç olarak tanımlanmış olsa da düzensiz göçmenlerin çoğu için yasal yollar zor olduğu için göçmen kaçakçıları tek çare olarak görülmektedir. Göçmen kaçakçılığı faaliyetleri düzensiz göçün artışının ve önlenememesinin ardındaki sebeplerden biri olarak görülmektedir (Adıgüzel, 2020). Göçmen kaçakçılığı faaliyetleri tek bir kişiye yüklenemez, göçmen kaçakçılığı bir organize iş gerektiren olaydır. Göç etmek istediği köken ülkeden varış ülkesine kadar takip gerektiren ve sadece göçmen ve kaçakçıyı değil daha birçok aktörü içinde barındıran kâr amacı üzerine kurulu bir suç ve insan ağı olarak bahsedilmektedir. Bu aktörler yerleşik göçmenler, esnaf, aracılar, simsarlar, ulaşımı sağlayanlar, gözcüler, güvenli ev/şok evi liderleri ve göç rotalarına göre daha da çoğaltılabilir insanlardır. Yapılan saha çalışmaları ve bu konuyla ilgili raporlar incelendiğinde göçmen kaçakçıları aracılığıyla Afganistan’dan Türkiye’ye giriş yapanların genel profilinin 18-30 yaşları arasında genç olarak tanımlanan erkek bireyler olduğu, bekar oldukları veya daha sonra aile birleşmesi umuduyla önden giden evli erkekler oldukları, iyi derecede göçmen ağına sahip oldukları fakat çoğunun yolculuk koşulları, riskler ve varış yeri konusunda ne yazık ki az bilgiye sahip oldukları saptanmıştır (Mixed Migration Centre, 2020). Genellemelerden bahsederken Afgan kadınların da bu düzensiz göç hareketliliğinde azımsanacak bir oranda olmadığını unutmamak gerekiyor. Göçmenlerin göçmen kaçakçıları aracılığı ile göç etmelerindeki sebeplerin en önemlileri sınır güvenliği ve kat etmeleri gereken yolun uzunluğudur. Göçmen kaçakçıları kullanılan güzergahlar üzerinde neler olduğunu, neler yaşanabileceğini bildikleri için düzensiz göçmenlerin sınırları aşıp geçmelerinin tek yolu göçmen kaçakçıları ile iletişim kurmak ve onlara güvenmek zorunda olmaktır. Göçmen kaçakçıları ve göçmenler arasındaki kurulan veya kurulmaya çalışılan güven ilişkisi göç yolunun bilinmezliğinden ve yüksek riskler içermesinden kaynaklıdır (Çavuş, 2020). Yolu, coğrafi şartları ve sınırlarda karşılaşacaklarını bilmeden oldukları yerden yasal yollara başvurup göç edemeyen düzensiz göçmenler, göçmen kaçakçılarıyla irtibat kurmaktadırlar. Bunlar da daha önce göç etmiş kişilerin veya tanıdıklarının sağladıkları sosyal ağlar sayesinde gerçekleşmektedir. Yapılan çalışmalar ve görüşmeler incelendiğinde, göçmen kaçakçılarına ödenen bu yolun maliyetinin Afganlar için kişi başı yaklaşık olarak 1000$-2000$ arasında değişiklik gösterdiğine ve bu sayıların Türkiye üzerinden Avrupa’ya ulaştırılacaklarsa daha yüksek meblağlara çıktığına ulaşılmıştır. Göçmen kaçakçılığı faaliyetleri her zaman söz verildiği gibi de gerçekleşmemektedir. Göçmen kaçakçıları arasında göçmenlerden paralarını alıp karşılığında vadedilen ‘’hizmetleri’’ sağlayanlar olduğu gibi ne yazık ki yalana ve kötü muameleye maruz bırakan ve çaresizliklerinden kötü olarak yararlanmaya çalışan göçmen kaçakçıları da olmaktadır.  Afgan düzensiz göçmenlerin Türkiye’ye göç ederken izlenen rotalar incelenecek olursa ilk rota olarak doğrudan Afganistan’dan Pakistan’a ve oradan da İran üzerinden Türkiye’ye doğru aşamalı olarak bir yol izlenmektedir. İkinci rota ise halihazırda İran’da bulunan Afgan mültecilerin İran sınırından Türkiye’ye girerken izledikleri yakın veya aynı yoldur. Göçmen kaçakçılığının aktörleri bu yolculuğun başlangıç noktasından bitiş noktasına kadarki süreçlerde bulunmaktadırlar. Giriş kısmında da bahsedildiği gibi bu kısımda göçmenlerle yapılan çeşitli görüşmelerin çalışmaları ve raporları incelendiğinde ortaya çıkan sonuçlara göre çıkarımlar ve sonuçlandırmalar yapılmıştır. Afgan düzensiz göçmenlerle yapılan çeşitli çalışmaların incelenmesi sonucunda, Afganistan-Pakistan rotasını gruplar halinde özel araçlarla, otobüsle veya yürüyerek geçtikleri saptanmıştır (Dangizer ve Majidi, 2016; Mixed Migration Centre, 2020; Karadağ, 2021).  Bu aşamaya hemen göçmen kaçakçılarıyla başlamayanlar da olmaktadır. Pakistan’a geçiş yapabilmiş Afgan göçmenler için rotalarına göre yolculuk yöntemleri de değişmektedir. Türkiye’ye doğru yola çıkmış olan Afgan düzensiz göçmenleri geldikleri bu noktadan sonra genellikle göçmen kaçakçıları ile devam edecek olan ve hiç de kolay olmayan bir yol beklemektedir. Pakistan üzerinden İran’a geçiş yapmak Afgan düzensiz göçmenler için İran’ın bir transit ülke olmasından dolayı da oldukça önemlidir. Afgan düzensiz göçmenlerin Türkiye’ye ulaşmak için çıktıkları yolun en meşakkatli ve en zor kısmı İran’dan sonra gerçekleşmektedir. Burada doğru koşulların sağlanıp harekete geçilmesi için bazen günler bazen aylar süren bekleme süreleri ve yine yollarda geçen günlerden bahsedilebilir. İran içerisinde de kimi Afgan göçmenler yürüyerek günler boyu yürümek zorunda kalarak Türkiye-İran sınırına ulaşmaktadır, kimileri ise bazen araçlarla bazen yürüyerek sınır noktasına doğru yol almaktadırlar.

  1. VAN-İRAN SINIRINDAKİ ŞARTLAR VE GEÇİŞLERDE YAŞANANLAR

Türkiye bulunduğu coğrafi konum nedeniyle geçmişten bu yana göç hareketliliklerinden oldukça etkilenen bir ülkedir. Düzensiz göç hareketliliklerinde ve göçmen kaçakçılığı faaliyetlerinde Türkiye’nin doğusunu sarmalayan kara sınırları da göçmenler için pek çok açıdan geçilmesi zor ve uzun bir yolculuk gerektiren yerlerdir. Bir önceki bölümde bahsedildiği gibi Afgan düzensiz göçmenlerin yolculuk rotaları Afganistan-Pakistan-İran üzerinden Türkiye'de son bulmaktadır ve bu yolculuğun en zor bölümü İran-Türkiye arasında yapılmaktadır. Araştırmanın özelindeki Van ili de bu noktada en çok etkilenen illerden biridir ve önem arz etmektedir. Çünkü Afganlar Türkiye’ye geçiş için genellikle İran-Van sınır hattını kullanmaktadırlar. Öncelikle bu izlenen göç rotasını daha iyi anlayabilmek için sınırı yani Van ili ile İran sınır bölgesinin coğrafi yapısını değerlendirmek gerekir. Türkiye’nin toplamda 560 km ile en uzun ikinci kara sınırına sahip olduğu İran ile Van’ın kuzeyden güneye toplamda 454 kilometre uzunluğa sahip olması Van ilinin İran’dan Türkiye’ye geçişlerde önem arz eden bir geçiş konumunda olduğunun göstergelerinden biridir. Coğrafi şartları incelendiğinde bölgenin oldukça yüksek, 2500-3000 metreleri aşan dağların bulunduğu yani arazi şartlarının oldukça zor, engebeli ve tehlikeli olduğu bir alan görülmektedir (Deniz, 2009). Bu genellikle dağlık bölgede kısım kısım ovalar da bulunmaktadır ve bu ovalarda da bir tanesi de Van’da bulunan (Kapıköy) sınır kapıları bulunmaktadır. İklim şartlarından bahsedilecek olursa da bölgede karasal iklimin hakimdir ve bu sebepten kışlar oldukça soğuk, yüksek bölgelerde sıfırın altında derecelerde ve genellikle karlı geçmektedir. Çalışmanın bu kısmında sarp ve dağlık sınır coğrafyasının ve özellikle kış aylarındaki çok zorlu iklim şartlarının bilinmesinin ve hatırlanmasının oldukça önemli olduğu söylenebilir. Çünkü Afgan düzensiz göçmenlerin İran üzerinden gelirken yürüyerek aşmak zorunda oldukları ve hayatta kalmaya çalıştıkları koşullar tam olarak bunlardır. Sınır koşulları böylesine zor iken güvenlik güçlerinin bölgeyi kontrolü de bu sebepten bir o kadar zor olmaktadır. Göçmen kaçakçıları da Afgan göçmenleri, her ne kadar bu konuya yönelik çalışmalar yapılıyor olsa da, ister istemez ortaya çıkan bu ‘’güvenlik yetersizliği’’ sebebiyle sınırın bu zor bölgelerinden geçirmeye çalışmaktadırlar. Fakat bu, izledikleri rota boyunca bölgedeki kolluk kuvvetlerine hiç denk gelmeyecekleri veya gelmedikleri anlamını da taşımamaktadır. Kontroller her ne kadar zor olsa da göçmenler ve beraberindeki göçmen kaçakçıları hem sınırın İran tarafında hem de Türkiye tarafında jandarmalarla ve askerlerle karşılaşma tehlikesi altındadırlar. Özellikle gece saatlerinde yapılmaya çalışılan geçişler bir de mevsim kış ise zorluk olarak daha da katlanır. Bölgenin coğrafi şartları ve iklimi ele alındığında bu geçişler sırasında engebeli ve zor arazilerde kayıplar verilmesi kaçınılmazdır. Bu zor arazi koşullarında düşerek, soğuktan dolayı donarak, vahşi ve yırtıcı hayvanlar tarafından yakalanarak veya güvenlik güçlerinin açtığı ateşten yaralanıp kaçarken yolunu kaybedip şartlara dayanamayarak hayatını kaybeden mülteciler olabilmektedir (Deniz, 2009). Bu hayatını kaybeden mültecilerin ne yazık ki bedenlerinden kalanlara ise ancak bir süre geçip karlar eridikten sonra ulaşıldığı da belirlenmiştir (Deniz, 2009). Medyaya bu ölümler ilgili haberler de yansımaktadır. Göçmenler yolu ve sınırı sadece yürüyerek değil aynı zamanda kamyon ve tır gibi araçların gizli bölmelerinde saklanarak da geçirilmektedirler. Bunlarla ilgili de yıllardır pek çok haber medyaya yansımıştır ve hala da yansımaya devam etmektedir. Gazeteci Hale Gönültaş’ın (2020) geçmişte göçmen kaçakçılığı yapmış biriyle İran sınırında gerçekleştirdiği görüşmelerden derlemiş ve raporlamış olduğu çalışmadan sınırdan geçişlerle ilgili oldukça önemli bilgilerin göze çarptığı söylenebilir. Bunlardan biri, göçmenlerin sınırı geçmeden veya geçtikten sonra ‘’şok evleri’’ adı verilen yerlere yerleştirilmeleridir (Gönültaş, 2020). Gönültaş’ın (2020) çalışmasına göre göçmen kaçakçılarının günler boyunca yürüyen ve artık yorgun düşen göçmenleri dinlensinler diye derme çatma evlere yerleştirdikleri ve belki birkaç gün belki de bir ay ne kadar süre kalacaklarından habersiz ve toplu bir şekilde orada bıraktıkları belirlenmiştir. Bir diğeri ise kaçakçıların yol güzergahı boyunca sürekli diğer kaçakçılarla irtibat halinde olması ve gelişmeleri takip etmeleridir. Havanın durumuna, güvenlik güçlerinin bölgedeki faaliyetlerine ve önlemlerine ve aynı zamanda yola devam edilecek araçlara göre durumlardan kaynaklı göçmen kaçakçılarının birbirleriyle sürekli iletişim halinde olduğu ve olması gerektiği belirtilmiştir (Gönültaş, 2020). Bu çalışmanın üçüncü bölümünde de bahsedildiği gibi, göçmen kaçakçılığı organize bir olaydır ve pek çok aktörü içinde barındırmaktadır. Bu geçişler sırasında göçmenler ne yazık ki kötü muamele, yakınlarının ölümüne şahit olma, soygun, taciz ve tecavüz gibi üzücü ve travma etkisi yaratan olaylara da maruz kalabilmektedirler (Atasever, 2020). 

  1. VAN İLİNDE YAŞANANLAR VE AFGAN GÖÇMENLERİN DURUMU

Afgan göçmenlerin Afganistan’dan başladıkları aşamalı göç süreci İran sınırından zor şartlara rağmen göçmen kaçakçıları tarafından Van’a geçiş yaptırıldıktan sonra da bitmemektedir. İnsani şartlardan uzak olarak tanımlanabilecek bu sürecin uygun koşullar sağlandığında Van Gölü üzerinden devam ettirildiği belirlenmiştir (Hak İnisiyatifi Derneği, 2020; Gönültaş, 2020). Düzensiz göçmenlerin anlatırlarken ‘’deniz’’ tabirini kullandıkları dikkat çeken Van Gölü, Türkiye’ye giriş yaptıktan sonra geçilmesi gereken önemli bir noktadır. Eğer düzensiz göçmenler Van Gölü’nü geçmek istemezlerse yine günlerce yürümek zorunda kalacakları karayolunu kullanmak durumunda kalmaktadırlar ve bu da yol üzerindeki yapılan kontrollerden dolayı yakalanmaları açısından risk teşkil eden bir durum olmaktadır (Euronews, 30 Ağustos 2020). Van Gölü üzerinde yapılan tekne geçişlerinin de Akdeniz’de ve Ege’de mültecileri Avrupa’ya ulaştırmak için düzenlenen göçmen kaçakçılığı faaliyetlerinden ve tekne-bot yolculuklarından şu noktada bir farkının olmadığı anlaşılmaktadır: Teknenin kapasitesinden fazla yolcu taşımak. Bu konuyla ilgili 27 Haziran 2020 tarihinde Van Gölü’nde Afganistan ve Pakistan uyruklu düzensiz göçmenleri taşıyan teknenin battığıyla ilgili haberler incelenecek olursa, tekne battıktan günler süren arama kurtarma çalışmalarının sonunda 107 metre derinlikte toplam 61 göçmenin cansız bedenine ulaşılırken hazırlanan iddianamede teknede aslında 100’ün üzerinde insan taşındığı öne sürülmüştür (Demirören Haber Ajansı, 22 Aralık 2020). Çıkarılan cansız bedenlerinden aileleri ulaşabilenler ve kimliğini tespit edenler teslim edilirken, 21 göçmenin cenazelerinin Van ilinde bulunan göçmen mezarlığına gömüldüğü belirtilmiştir (Evrensel Gazetesi, 24 Temmuz 2020). Aslında ismi kimsesizler mezarlığı olan bu yer, sınırı geçmeye çalışırken zor koşullara dayanamayıp hayatını kaybeden ve daha sonrasında cansız bedenlerine ulaşılabilen düzensiz göçmenlerin, gölde hayatını kaybeden göçmenlerin, ailelerine ulaşılamayanların, kimliği tespit edilemeyenlerin veya cansız bedenlerinden kalanların toprağa verildiği, 2020 yılı itibariyle 200’den fazla göçmenin mezarının bulunduğu bir göçmen mezarlığı haline gelmiştir (Ortadoğunews, 21 Temmuz 2020). Bu koşulları atlatabilmiş Afgan düzensiz göçmenler için de Türkiye’de yaşamın çok kolay olduğu söylenemez. İkinci bölümde de bahsedildiği gibi, öncelikle her yıl artan sayıda sınırdan geçen binlerce Afgan düzensiz göçmenin Türkiye’de ‘’şartlı mülteci’’ statüsü altında kimliğe, izinlere ve haklara sahip olabilmesi için İl Göç İdaresi Müdürlükleri’ne uluslararası koruma başvurunda bulunmaları ve kayıt altına alınmaları gerekmektedir (Karadağ, 2021). Kayıt yapılmadığı taktirde Afgan göçmenler sağlık, barınma, istihdam ve eğitim gibi haklardan yararlanamamakta, kayıt dışı iş sektöründe zor koşullarda ve çok az ücretlere çalışmak zorunda kalıp sömürünün mağduru haline gelmektedirler (Mixed Migration Centre, 2020). Bu sayıları sadece tahminlerden ibaret olan yakalanmayan ve kayıtsız olanlarla 170 bin civarında kayıtlı Afgan göçmenlerin üçüncü bir ülkeye ulaşana kadar Türkiye’yi transit ülke olarak kullanmalarının en iyi anlaşıldığı durumlardan biri 2020 yılının başında yaşanmıştır. Sınır kapılarının açılacağının açıklanmasının ardından Edirne’ye Pazarkule Sınır Kapısı’na ve Meriç nehri boyuna doğru hareketlilik gösteren gruplardan en yoğun olanının Afganlar olduğu belirlenmiştir (Akdeniz, 2020). O dönemde kapıya doğru yönelen grupların Suriyeliler ve diğer sığınmacı gruplardan daha çok Afganların olmuş olması Türkiye’nin Afganlar için Avrupa’ya doğru çıktıkları o yoldaki bir geçiş ülkesi olduğunun göstergelerinden biridir. Genel itibariyle, Türkiye bir transit ülke olduğu gibi Van da üçüncü bir ülkeye yerleştirilmeyi bekleyen, başka kentlerdeki tanıdıklarına ulaşmak için tekrar yola çıkan veya Batı ülkelerine doğru tekrar göçmen kaçakçılarıyla yola çıkacak olan Afgan göçmenler için bir önemli transit kent konumundadır. 

  1. SONUÇ VE DEĞERLENDİRME

Sonuç olarak, Afganistan’da uzun yıllardır devam eden çatışma ve şiddet ortamından kaçmak ve daha iyi bir hayat için evlerini bırakmak zorunda kalan Afgan göçmenler göçmen kaçakçılarının aracılığıyla Pakistan ve İran üzerinden aşamalı olarak zor koşullar altında Türkiye’nin doğu sınırından ve genellikle de konumu itibariyle Van şehrinin zor ve engebeli sınırlarından giriş yaparak burada üçüncü bir ülkeye gidebilmek veya yerleştirilebilmek için beklemektedirler. Van’ın özellikle Afgan göçmenler için bir transit şehir olarak kullanıldığı ve zor olsa da karayolları veya Van Gölü üzerinden yakalanma korkusu içinde zor koşullarda yakınlarının yanına veya başka şehirlere doğru yol aldıkları saptanmıştır. Bu çalışmada Afganların hangi sebeplerden Türkiye’nin doğu sınırından gerçekleşen düzensiz göç hareketliliklerinin büyük bölümünü kapsadıkları, suç teşkil ettiği halde düzensiz göçmenlerin neden göçmen kaçakçılığı faaliyetlerinin içinde yer aldıkları, Türkiye sınırına gelene kadar ne gibi zorluklarla karşılaşıldığı, Van ilinin Afganlar ve göç hareketliliği içerisindeki yeri ve önemi ele alınıp incelenmiştir. Son olarak değerlendirme yapılacak olursa, Afgan göçmenlerin Van’a gelene kadarki geçtikleri süreçler incelendiğinde, ne yazık ki karşılaştıkları zorlukların neredeyse hiç son bulmadığı görülmektedir. Göçmenlerin uyruğu ne olursa olsun korunması ve haklarının neler olduğu konusunda bilgilendirilmeleri gerekmektedir.  Bu konuda halihazırda bulunan mekanizmaların yetersiz olduğu ve öncelikli olarak bunların düzenlenmesi gerektiği söylenebilir. Uluslararası koruma ile ilgili yürütülen başvuru süreçlerinin yasal yollarının genişletilmesi, özellikle Türkiye’nin en fazla ikinci göçmen grubunu oluşturan Afganlar ve diğer göçmen grupları için de kolaylaştırıcı ve daha yardımcı hale getirilmesi gerekmektedir. Göçmen kaçakçılığı faaliyetleri ile ilgili düzenlemeler gözden geçirilmelidir. Kırılgan olan bu düzensiz göçmen grupları üzerinden sömürü elde etmeye çalışanlara gerekli cezalar verilmelidir.


AYŞE MELİSA ÖZCAN - TUİÇ Akademi Göç Çalışmaları Stajyeri 

  1. KAYNAKÇA

Adıgüzel, Y. (2020).  Göç Sosyolojisi. Ankara: Nobel Yayıncılık.

Akdeniz, E. (2020, 9 Mart). Edirne sınırında neden en çok Afganlar var? Evrensel. Erişim adresi: https://www.evrensel.net/

Aktan, S. (2020, 30 Ağustos). Van Gölü göçmenlerin hayallerini yutuyor: Son yıllarda risk alanların sayısı arttı. Euronews. Erişim adresi: https://tr.euronews.com/

Aksoy, B., Berber, E., Kızılkaya, S. ve Özdilli, S. (2020). Afgan Göçmenlere İlişkin Bitlis İli Tatvan İlçesi Gözlem Raporu. Hak İnisiyati Derneği web sitesinden erişildi: https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2020/07/Afgan-G%C3%B6%C3%A7menler-Tatvan-Raporu.pdf

Alakuş, E. ve Uzan, Y.  (2020). İnsan Ticaretine Konu Olma Potansiyeli Bakımından Türkiye’nin Afgan Düzensiz Göçmen Gerçeği. Göç Araştırmaları Derneği, 6(1), 92-117. Erişim adresi: https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/1165358

Alşahin, M. E. ve Yenidünya, A.C. (2009). Göçmen Kaçakçılığı Suçu (TCK. M.79), TBB Dergisi, 82.

Aşan, O. ve Kuyucu, G. (2019, 20 Haziran). Göçmenlerin zorlu umut yolculuğu. Demirören Haber Ajansı. Erişim adresi : https://www.dha.com.tr/

Aydın, A. (2010). Afganistan’da Taliban Hareketinin Ortaya Çıkışı ve Mezhebi Görüşleri (Yüksek lisans tezi, Konya). Erişim adresi: http://acikerisimarsiv.selcuk.edu.tr:8080/xmlui/bitstream/handle/123456789/6728/274264.pdf?sequence=1&isAllowed=y

Bozarslan, M. (2020, 20 Temmuz).  Türkiye’nin En Büyük Göçmen Mezarlığı Van’da. Erişim adresi: https://www.amerikaninsesi.com/

Bresser, J., Kuschminder, K., ve Siegel, M. (2015). Irregular Migration Routes to Europe and Factors Influencing Migrants’ Destination Choices. Maastricht Graduate School of Governence.

Çavuş, T. (2020). Göçmen Kaçakçılığı: Göçmen-Kaçakçı İli̇şki̇si Çerçevesi̇nde Biir Değerlendirme. Journal of International Social Research. 13. 729-740. doi: 10.17719/jisr.2020

Deniz, O. (2009). Mülteci Hareketleri Açısından Van Kentinin Durumu ve Kentteki Mültecilerin Demoğrafik Profili. Doğu Coğrafya Dergisi, 14(22), 187- 204. Erişim adresi: https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/26920

Dora, M. ve Kuschminder, K. (2009). Migration in Afghanistan: History, Current Trends and Future Prospects. Maastricht Graduate School of Governance.

Erel, K. (2007). Yargıtay Kararları Işığında Göçmen Kaçakçılığı Suçu. TBB Dergisi, 71, 264-299. Erişim adresi: http://tbbdergisi.barobirlik.org.tr/m2007-71-344

Eryurt, M. A. ve Koç, İ. (2017). Türkiye’de Afganistan Uyruklu Uluslararası Koruma Başvurusu ve Statüsü Sahipleri Üzerine Analiz: Türkiye’ye Geliş Sebepleri, Türkiye’de Kalışları, Gelecek Planları ve Amaçları. Hacettepe Üniversitesi Nüfus Etütleri Enstitüsü. Erişim adresi: http://www.openaccess.hacettepe.edu.tr:8080/xmlui/bitstream/handle/11655/23374/Afgan_2018.pdf?sequence=1

Göç İdaresi Genel Müdürlüğü, Düzensiz Göç İstatistikleri https://www.goc.gov.tr/duzensiz-goc-istatistikler

Göç İdaresi Genel Müdürlüğü, Şartlı Mülteci https://www.goc.gov.tr/sartli-multeci

Gönültaş, H. (2020, 22 Aralık). İran Sınırı-1: Kurşunlar ve kurtlar arasında. Gazete Duvar. Erişim adresi: https://www.gazeteduvar.com.tr

Gönültaş, H. (2020, 23 Aralık). İran Sınırı-2: Göçmen kaçakçısı ile sınırda bir gün. Gazete Duvar. Erişim adresi: https://www.gazeteduvar.com.tr

Gönültaş, H. (2020, 24 Aralık). İran Sınırı-3: Kaçtık ama burada da her an yakalanabiliriz. Gazete Duvar. Erişim adresi: https://www.gazeteduvar.com.tr

Gönültaş, H. (2020, 26 Aralık). Mahmut Kaçan: Mültecileri ölümcül rotalara Türkiye'nin iltica sistemi yöneltiyor. Gazete Duvar. Erişim adresi: https://www.gazeteduvar.com.tr


Karadağ, S. (2021). Ghosts of Istanbul: Afghans at the Margins of Precarity. Göç Araştırmaları Derneği.

Kasapoğlu, Ç. (2018, 6 Nisan). İran üzerinden Türkiye'ye geçen Afgan göçmenlerin sayısı neden arttı? BBC Türkiye. Erişim adresi: https://www.bbc.com/turkce/

Kuyucu, G. (2020, 22 Aralık). Van Gölü'ndeki tekne faciasında 12 kişi hakkında 38,5'ar yıl hapis istemiyle dava. Demirören Haber Ajansı. Erişim adresi: https://www.dha.com.tr

Leghtas, I. ve Thea, J. (2018). ‘’Burada Var Olamazsınız’’ Saha Araştırması Raporu. Refugees International. 

McAuliffe M.L. and F. Laczko (ed.) (2016), Migrant Smuggling Data and Research: A global review of the emerging evidence base, IOM: Geneva.

Mixed Migration Centre. (2020). Bilinmeyen Yön: Türkiye’de İlerleyen Afganlar. Erişim adresi: https://mixedmigration.org/wp-content/uploads/2020/07/115_destination_unknown_policy_brief_tr.pdf

Ortadoğunews. (2020, 21 Temmuz). Van’daki kimsesizler mezarlığı, göçmen mezarlığına döndü. Erişim adresi: http://www.ortadogunews.com/


Raof, M. T.  (2017). 11 Eylül 2001 Sonrası Afganistan'dan Türkiye'ye Göçler Ve Bunların Türkiye’ye Etkileri (Yüksek lisans tezi, Ankara). Erişim adresi: https://dspace.gazi.edu.tr/bitstream/handle/20.500.12602/175360/88333c01362afd6e7434bbe17be7fcc3.pdf?sequence=1&isAllowed=y

Schmeidl, S. (2002). (Human) security dilemmas: long-term implications of the Afghan refugee crisis. Third World Quarterly, 23(1), 7–29. Erişim adresi: https://library.fes.de/libalt/journals/swetsfulltext/12518666.pdf

Uluslararası Göç Örgütü, Göç Terimleri Sözlüğü https://publications.iom.int/system/files/pdf/iml31_turkish_2ndedition.pdf

Yancı, B. (2020). Afganistan’ın Sonunun Başlangıcı: Sevr Devrimi. Yaz Hocam. Erişim adresi: https://yazhocam.com/genel/afganistanin-sonunun-baslangici-sevr-devrimi/


O-Staj Ekibi
  • PAYLAŞ

YORUMLAR