Iwo Jima'dan Mektuplar Film Analizi

Iwo Jima'dan Mektuplar Film Analizi

  • Film Analizi
  • 11 Mayıs 2021 Salı
  • 0
  • Okunma : 1172

II. Dünya Savaşı… Milyonlarca insanın hayatını kaybettiği, milyonlarcasının ise yaşayan bir ölüye döndüğü o vahim savaş. O vahim savaşın bir bölümü, büyük bir toz bulutunun tek bir zerresi, “gidenlerin vahşice öldüğü, kalanların ise değer miydi? ” dedikleri, o ada çıkartması Iwo Jima. Japon General Kuribayashi’nin adaya adım atmasıyla birlikte Amerikan askerlerini bir cehennem beklemekteydi. Peki, savaşı hangi taraf kazanacaktı? Yoksa savaş kazanılan bir şey olmaktan çok her iki tarafın da en başından kaybettiği bir olgu muydu? Savaşın tarihinden çok savaşan askerlerin zihin dünyasını irdeleyen bu filmde; Saigo, Shimizu, General Kuribayashi ve diğer kahramanlarımızın karakter değişimlerini, savaşın insan psikolojisi üzerindeki önemli etkisini ve üzerinde hiçbir şey yetişmese bile vatan toprağı sayılan bir yerin ölümüne savunulmasına tanıklık ediyoruz. Acaba Saigo karısına ve doğumunu bile göremediği çocuğuna kavuşabilecek mi? Veya vatanı için gözünü kırpmadan öleceğini düşünen Shimizu savaşın gerçekliği karşısında nasıl bir yola girecek? Diplomasi Çalışmaları Stajyeri Berkay Kısa’nın kaleminden...


Yönetmenliğini Clint Eastwood’un gerçekleştirdiği ve milyonlarca insana II. Dünya Savaşı’nın yıkımını gösteren bu yapım Japonya ve ABD ortaklığıyla yapılmış ve 9 Aralık 2006 tarihinde Japonya’da, 2 Şubat 2007 tarihinde ABD’de ve 23 Şubat 2007 tarihinde de Türkiye’de vizyona girmiştir. Asıl adı Letters from Iwo Jima olan bu yapım Türkiye’de birebir çevri yapılarak Iwo Jima’dan Mektuplar şeklinde adlandırılmış ve izleyenlerin beğenisine sunulmuştur.

Genel olarak aynı yönetmenin aynı yıl çıkmış olan Flags of Our Fathers (Atalarımızın Bayrakları) filmi ile aynı muharebeyi anlatan bu film muharebenin Japon tarafını anlatırken Atalarımızın Bayrakları filmi Amerikan tarafını anlatır, ancak filmlerin birbirleri ile hiçbir bağı bulunmaz. Yani her iki film hem birbirinin tamamlayıcısı olarak izlenebileceği gibi hem de birbirinden tamamen ayrı şekilde izlenebilir. Bu bakımdan bakıldığında Clint Eastwood’un tek bir olayı iki farklı açıdan iki farklı filmle izleyicilere sunması film eleştirmenleri tarafından döneminde takdir ile karşılanmıştır. Filmin müziğini Kyle Eastwood ve Micheal Stevens üstlenmiş ve ortaya “Main Titles” adında muazzam bir eser bırakmışlardır. Film için izleyenlerin en büyük çekincesi oyuncuların tamamının Japon aktörlerden oluşması olmuştur. Bu durum gerek aktörlerin muhteşem oyunculukları gerekse senaryonun işleyişi ile birlikte sorun olmaktan çıkmıştır. Film eleştirmenleri tarafından sayısız ödüle layık görülen Iwo Jima’dan Mektuplar aynı zamanda 15 Ocak 2007 yılında “Yabancı Dilde En İyi Film” seçilmiştir.

Filmimiz 8 kilometre uzunluğa sahip, armut şeklinde, 20 km² bir alanı kaplayan ve Japonya ana karası ile Mariana Adaları’nın arasında bulunan bir volkanik ada olan Iwo Jima Adası’nın Şubat 1945 yılında ABD tarafından işgal edilmesini konu almaktadır.

Film boyunca genel olarak iki Japon askerine odaklanmaktayız. General Kuribayashi ve Saigo.

General Kuribayashi; vatan toprağını kanının son damlasına kadar korumakta kararlı, askerlerinin bu uğurda savaşıp öleceklerse bile onurlarıyla ölmelerini savunan güçlü bir lider profili oluşturuyor seyircinin gözünde. Şüphesiz bu duyguyu daha filmin başında General Kuribayashi’nin eşine yazdığı mektupta da görüyoruz: “Bugün adamlarımın beni beklediği birliğin başına gidiyorum. Ülkeme hizmet etmeye ve onun için canımı vermeye kararlıyım…” 

Saigo ise General Kuribayashi’nin tam zıttı olan bir karakter olarak çıkıyor izleyenlerin karşısına. Onun tek düşüncesi çok sevdiği eşi Hanako’ya ve doğumunu bile göremediği çocuğuna kavuşmaktır. Vatanın savunulması veya bu uğurda onurlu bir şekilde ölmek onun için değersiz şeylerdir.

 “Lanet olası ada, Amerikalıların olsun.” “Burada bir şey yetişmiyor, kokuyor, sıcak, çok fazla böcek var ve su da yok…”

Saigo’nun bu görüşleri hala daha insanların zihinlerinde olan ve II. Dünya Savaşı zamanında pompalanan Anti-Japon propagandasını (örneğin; Japonlar ruhsuz, duygusuz makinelerdir vb.) yerle bir etmektedir. Japon geleneklerine ve vatanına son derece bağlı olan General Kuribayashi’nin bile vatanı ve ailesi arasında gelip giden kendi iç hesaplaşması o hiç yıkılmaz sanılan normların bile savaş sırasında sorgulanabileceğini en yalın biçimiyle gözler önüne serilmektedir.

Filmde Kuribayashi’nin yazdığı ve izleyenlere aktarılan mektuplar Iwo Jima adasındaki araştırmalar sonucunda ele geçirilmiş ve filmde hiç değiştirilmeden kullanılmıştır.

Genel olarak savaşın insan psikolojisini ne kadar kötü etkileyeceği üzerinde duran ve her ne olursa olsun vatanından vazgeçmeyen Japon askerlerinin kahramanca mücadelesini gözler önüne seren bu yapım; vatan toprağı sayılan ve üzerinde hiçbir şey yetişmeyen ada için kahramanca savaşan askerlere tanık olacağınız ve aynı durumda ben olsaydım ne yapardım sorusunun aklınızın bir köşesinde her zaman kalacağı bir filmdir.

Bu film gerçek bir muharebeden esinlenerek çekilmiş olsa da ve bir savaş filmi olarak değerlendirilse de genel olarak çatışmalara yoğunlaşmamış, daha çok savaşın insanlar üzerindeki etkisine yoğunlaşmıştır. Film boyunca dönemin Japon propagandalarına, Japonya imparatorunun vatandaşlarına baskılarına ve Japon halkının bu baskılara nasıl boyun eğdiğine de şahit olacaksınız.

Iwo Jima muharebesi şüphesiz en şiddetli ve yoğun geçen muharebelerden biri olmuş, ABD'nin 6.000 deniz piyadesi ölmüş, 17.000 tanesi yaralanmıştır. Ayrıca 880’den fazla donanma askeri hayatını kaybetmiştir.

Japon kayıplarının ise 18.000 ile 20.000 civarında olduğu tahmin edilmektedir. Bu savaş ABD’nin savaş stratejisini sorgulatmış, verilen ağır zayiat Amerikan halkı tarafından huzursuzlukla karşılanmıştır. Bu muharebe sonucunda hepimizin akıllarına kazınmış şehirler, Hiroşima ve Nagasaki’ye atom bombası atılmış ve savaş kesin olarak bitmiştir.

Bu insanlık dışı olayların sonrasında tarihler 1968 yılını gösterdiğinde ABD, Iwo Jima’nın egemenliğini Japonya’ya geri vermiştir.

Sonuç olarak hem Japonya'nın tarihi ve savaş diplomasisi hakkında bilgi edinmek, hem de savaşın nasıl bir yıkıcı etkisi olduğunu iliklerinize kadar hissetmek istiyorsanız, savaş filmi severler bu filmi kaçırmamalısınız.

Haydi, patlamış mısırlarınızı hazırlayın film zamanı!

Berkay Kısa- Diplomasi Çalışmaları Stajeri


O-Staj Ekibi
  • PAYLAŞ

YORUMLAR