Esrarengiz Cinayet: Cemal Kaşıkçı

Esrarengiz Cinayet: Cemal Kaşıkçı

  • Araştırma Yazıları
  • 16 Mart 2021 Salı
  • 0
  • Okunma : 1306

Gazeteci Cemal Kaşıkçı'nın İstanbul'daki Suudi Arabistan Başkonsolosluğu'nda esrarengiz ve canice öldürülmesinin üstünden geçen süre zarfında dünyada ciddi yankılar uyanmıştır. Uluslararası mecrada gösterilen reaksiyonlar, Suudi Arabistan başta olmak üzere bölgesel ve küresel siyasette etkisini göstermiştir. Yazıda yaşananlar derinlemesine ele alınmış ve uluslararası mecradaki yansımalara projeksiyon tutulmuştur. Sena Kaya- Diplomasi Çalışmaları Stajyeri


CEMAL KAŞIKÇI CİNAYETİ VE CİNAYETİN ULUSLARARASI MECRADA YANKILARI

Özet:

Dünyaca ünlü Washington Post gazetesi yazarı Cemal Kaşıkçı’nın vatandaşı olduğu ülkenin İstanbul Başkonsolosluğu’nda öldürülmesi ciddi yankılar uyandıran bir gündem maddesi olmuştur. Cinayetin sırları tamamen aydınlatılmamış olsa da etkileri farklı şekillerde kendisini hissettirmiştir. Bu makalede olay daha yakından ele alınmış ve farklı ülkelerin gösterdiği reaksiyonlara yer verilmiştir. Ardından bu adımların Suudi Arabistan’a olası etkileri gözlenmiştir.

Anahtar Kelimeler: Cemal Kaşıkçı Cinayeti, Kaşıkçı Cinayetinin Uluslararası Alana Yansımaları, İstanbul Suudi Arabistan Başkonsolosluğu, Suikast, Suudi Arabistan

Abstract:

The murder of the world-famous Washington Post newspaper writer Jamal Khashoggi in the consulate of his country has been an agenda item that has serious repercussions. Although the secrets of the murder have not been fully clarified, its effects have made itself felt in different ways. In this article, the event has been discussed more closely and the reactions of different countries are given. Then, the possible effects of these steps on Saudi Arabia are observed.

Key Words: The murder of Jamal Khashoggi, Reflections of Khashoggi Murder to the international area, Consulate of Saudi Arabia in Istanbul, Assassination, Saudi Arabia


GİRİŞ

Gazeteci Cemal Kaşıkçı’nın 2 Ekim 2018 günü İstanbul Suudi Arabistan Başkonsolosluğu’nda katledilmesi, bölgesel ve küresel ölçekte geniş yankı uyandırmıştır. Muhalif karakteriyle bilinen ve Washington Post gibi bilinen bir gazetede yazılar kaleme alan bir ismin kendi vatandaşı olduğu ülkenin İstanbul’daki başkonsolosluğunda ardında pek çok gizem bırakarak canice öldürülmesine Türkiye ve Amerika Birleşik Devletleri başta olmak üzere bütün dünya, farklı yollarla tepki göstermiş ve sırlarla dolu bu olayı aydınlatan her gelişmeyi yakından takip etmiştir. Nitekim cinayeti ilk başlarda inkar etme yoluna başvuran Suudi hükümeti dünya kamuoyundaki bu ilgi ve yakın takibe nazaran Kaşıkçı'nın 'sorgu sırasında çıkan bir kavgada kazara öldüğünü' söyleyerek bir cinayet işlendiğini kabul etmek durumunda kalmıştır. (BBC, 2018). Açıklama Kaşıkçı’nın konsolosluktan çıkmadığının kanıtı olarak sayılmaktadır ancak bu açıklamanın da yeterli bulunmaması ve Viyana Sözleşmesi dolayısıyla konsolosluk binasına derhal girilememesi durumu çözülmesi zor bir hale getirirken diplomasi sahasını da yoğun bir mesaiye sokmuştur. Pek çok uzman olayın arka planını araştırırken öldürülen kişinin neden başka bir muhalif yerine Kaşıkçı olduğunu, cinayetin neden Türkiye’de işlendiğini de irdelemiştir. İstanbul Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü’nde öğretim görevlisi Doç. Dr. Muharrem Hilmi Özev’e göre, Arap Baharı adı verilen olayların başlangıcından günümüze Arap dünyasında çok sayıda gazeteci, yazar ve kanaat önderi “faili meçhul” cinayetlere kurban gitmiştir. Ne var ki, Kaşıkçı’nın sıra dışı bir yöntemle ortadan kaldırılması ve bu kaybın tüm dünyanın dikkatini çekmesi değişen dünya dengelerinde Ortadoğu’yu yeniden şekillendirmek isteyen bölgesel ve küresel güçlerin planlarında Suudi Arabistan’ın son derece önemli bir ülke haline gelmesi ve Kaşıkçı'nın Suudi Arabistan’a ve bölgeye dair “haddinden fazla” bilgiye ve belgeye sahip etkili ve ilkeli bir gazeteci olması ile ilişkilidir (Özev, 2018). Aradan iki senenin üzerinde zaman geçmesine rağmen olay hala gizemini korumaktadır ve uluslararası siyasette etkisini göstermeye devam etmektedir.

CEMAL KAŞIKÇI KİMDİR VE ONU CİNAYETE GÖTÜREN SEBEP NEDİR?

1958’de Medine’de doğan Cemal Kaşıkçı’nın ailesinin 300 yıl önce Türkiye’den Suudi Arabistan’a göç ettiği bilinmektedir (Telci, 2018). Aile üyeleri iş adamı, doktorluk gibi saygın mesleklerde yer almakta ve geniş çevreler tarafından tanınmaktadır. Cemal Kaşıkçı, ABD Indiana Devlet Üniversitesi’nde işletme bölümünden mezun olmuş ve eğitiminin ardından ülkesine geri dönmüştür. Kaşıkçı, gençlik yıllarında İslami hareketlere ilgi duymuş, özellikle Müslüman Kardeşler hareketiyle ilgilenmiştir. Bu dönemde Suudi Arabistan’daki din adamlarının etkinliğini ve özellikle siyasi İslam’ı temsil eden hareketlere karşı gelişen olumsuz tutumu eleştirmiştir (Telci, 2018, s. 10). Al Madina, Arab News, Al Watan gibi çeşitli yayın kuruluşlarında çalışmış ve ülkenin bazı reform süreçlerinden geçmesi gerektiğini savunan eleştiriler yapmıştır. Bu karakteri ona muhalif kimliği kazandırmış ve zaman zaman tepkilere maruz kalmıştır. Al Watan’da radikal İslam’ın önüne geçebilmek için ülkedeki din eğitiminin gözden geçirilmesi gerektiğini savunduğu bir yazı üstüne Suudi hükümeti tarafından gazeteden kovulmuş ama farklı kuruluşlarda eleştirilerine devam etmiştir.

Gazeteci kimliğinin yanı sıra Kaşıkçı 2004’te Prens Turki Faysal’ın danışmanlığını yapmıştır. Kraliyet ailesi prenslerinden olan Turki Faysal bin Abdulaziz 1977-2001 arasında yirmi dört yıl bakan mevkiinde Suudi Arabistan genel istihbarat başkanlığı görevini yürütmüş bir isimdir. Sıradan bir entelektüelin sahip olmadığı bilgileri bilmesi bakımından ülkesinin bir nevi kara kutusu olan Kaşıkçı beliğ bir hitap diliyle Kraliyet ailesini eleştiren ve insanları etkileyebilen bir isimdi. (Kalabalık, 2018). Cemal Kaşıkçı’nın 2016 yılında Trump’ın Orta Doğu politikalarının çelişkili olduğunu ifade etmesinin üzerine yazılar yazdığı al-Hayat gazetesinin yayınlanması durdurulmuş ve Kaşıkçı’nın programlar ve konferanslara katılması yasaklanmıştır (Middle East Eye, 2016). Bu gelişmeler üzerine Kaşıkçı Amerika’ya göç etmiş ve dünya genelinde bilinirliği olan Washington Post gazetesinde köşe yazarlığı yapmak suretiyle orada kalıcı oturma izni almıştır. Her daim geniş kitlelere ulaşan yazıları Washington Post’ta da dikkat çekmiş ve Suudi Arabistan tarafından da takip edilmiştir. Bu durum onu istenmeyen biri olarak tescillemiştir.

KAŞIKÇI’NIN ÖLDÜRÜLMESİ

ABD’de yaşayan Cemal Kaşıkçı, evlilik için Türkiye vatandaşı nişanlısı Hatice Cengiz ile gerekli belgeleri almak amacıyla ve gerekli işlemleri Türkiye’de yapmak üzere 2 Ekim 2018 tarihinde İstanbul’daki Suudi Arabistan Başkonsolosluğu’na başvurmuştur. Cengiz’in anlattığına göre başkonsolosluğuna ilk gidişlerinde Kaşıkçı gergin olmasına rağmen konsolosluktaki sıcak karşılama ikinci gidişlerinde endişe duymamalarını sağlamıştır. Hazırlanan evrakları almak üzere içeri giren Kaşıkçı’yı kapıda bekleyen nişanlısı, Kaşıkçı’nın gecikmesini konsolosluk çalışanlarıyla özlediği ülkesi hakkında sohbet etmelerine bağlamış ancak aradan uzun bir süre geçmesine rağmen binadan çıkmayan Kaşıkçı’yı merak edip işkillenmesi üzerine harekete geçmiştir. Konsolosluk binasına girişinin ardından Cemal Kaşıkçı’dan bir daha haber alınamamıştır. Kaşıkçı'nın başkonsoloslukta üst düzey devlet yetkililerinin de katıldığı bir suikaste kurban gitmesinin ardından bu olay, uluslararası camiada bölgesel ve küresel boyutta etkileri olan bir gündem maddesi haline gelmiştir. Naaşın bulunamaması cinayetin boyutunu büyütmüş ve dünya sırrın çözümüne kulak kesilmiştir. Olayla ilgili olarak Türkiye, Suudi Arabistan Büyükelçisini iki kere Dışişleri Bakanlığı’na çağırmış ve Suudi Arabistan Başkonsolosluğu’nda arama için izin talep etmiştir. Cumhurbaşkanı Erdoğan olayın bir an önce açıklığa kavuşturulmasını arzu ettiklerini belirtirken ABD Kaşıkçı’nın ortadan kaybolmasından endişe duyduğunu kaydetmiştir. İngiliz Dışişleri Bakanı, Suudi mevkidaşına Türkiye’nin yürüttüğü soruşturmaya işbirliği çağrısında bulunmuştur. Suudi Arabistan ise Kaşıkçı’nın kaybolmasıyla ilgili iddiaları yalanlamıştır (Kucuk, 2018).

ULUSLARARASI SAHADA CİNAYETE TEPKİLER

Cemal Kaşıkçı’nın dünyaya mal olmuş entelektüel kişiliği, cinayetin planlanandan daha şiddetli bir etki uyandırmasına yol açmıştır. Bu hadisede Suudi Arabistan’ın yanı sıra olayın yaşandığı ülke Türkiye ve Cemal Kaşıkçı’nın yaşadığı ve çalıştığı ülke Amerika baş taraflar olarak yer almaktadır. Türkiye perspektifinden bakıldığında cinayetin burada işlenmesi, diplomatik bir misyon da olsa, dünya kamuoyunda imajını zedelemiştir. Bu hususta olayın üstünü faili meçhul bir cinayet olarak üstün körü örtülmesini doğru bulmayan Türkiye, uluslararası düzeyde bir kamuoyu oluşturmak ve sorumluluğu paylaşmak istemiştir. Kaşıkçı cinayetinin nerede ve kim tarafından işlendiğini delillerle ortaya koymaya çalışarak Ankara konuyu gündemde tutmuş ve Kaşıkçı’yı dünya kamuoyunun ilgi odağına yerleştirmiştir (Alptekin, 2018). Türkiye, bu süreçte adımlarını Suudi Arabistan’la ilişkilere son vermeden suçun sorumlularını ortaya çıkarıp yargılatma amacına yönelik olarak atmaktadır. Elde edilen delillerin ilgililerle paylaşılması ve soruşturma yapmak isteyen uluslararası kuruluşlara müsaade edilmesi bu yargıyı destekler niteliktedir.

Suudi Arabistan’ın hadise ilk vuku bulduğunda Kaşıkçı’nın konsolosluktan ayrıldığını iddia etmesi fakat ardından bu söylemini değiştirip geri adım atması, planlanmadığı sonuçlar elde ettiğini göstermektedir. Bu söylem değişikliği Suudi Arabistan’ın dürüstlüğünü sorgulatmıştır. Cemal Kaşıkçı’nın öldürülmesinin özellikle Muhammed Bin Selman’ın iktidarı elde etmesi adına önemli bir dönüm noktası olduğunu belirten gazeteci David Hearst, Selman’ın kendisini Suudi Arabistan’ın yöneticisi ilan etse bile iktidara gelmek için kullandığı araçlar nedeniyle köklü bir şekilde güç kaybettiğinin altını çizmektedir. Hearst’a göre bu araçlardan biri de kendisine ‘hayır’ diyen şerefli bir gazeteciyi öldürmektir (Hearst, 2020). Her ne kadar Riyad Muhammed bin Selman’ın cinayeti emretmediğini ve onunla ilgisinin olmadığını savunup suçluların yargılanması için adım atacağını bildirse de aradan geçen 2 yılda 15 şüpheliden 11’i ancak yargılanmıştır. Olayın asıl sorumlusu olduğu iddia edilen, Muhammed Bin Salman'a en yakın isimlerden Suud el Kahtani yargılanmamıştır (Göksedef, 2019). Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Yüksek Komiserliği'nden yapılan açıklamada, Suudi Arabistan'da gazeteci Cemal Kaşıkçı'nın öldürülmesiyle ilgili görülen davanın şeffaflık ve hesap verme yükümlülüğü konusunda yetersiz olduğu belirtilmiştir (Deutsche Welle, 2020).

Washington Post gazetesinin “Cemal Kaşıkçı nerede?” başlığıyla ABD’de oturum iznine sahip olan yazarının akıbetini sorgulaması ve Türkiye’nin açıklamaları cinayeti ABD’de gündem maddesi haline getirmiştir. Senato Dış İlişkiler Komitesi, hızla harekete geçerek Trump yönetimine, Kaşıkçı'nın akıbeti hakkında "Küresel Magnitsky İnsan Hakları Sorumluluk Yasası" kapsamında soruşturma açması ve 120 günde Kongreye dönüş yapması talebinde bulunmuştur (Allahverdi, 2020). Bahsi geçen Magnitsky Yasası, ABD başkanına “ifade özgürlüğü hakkını kullanan bir kişiye yönelik yasa dışı infaz, işkence ve diğer ağır insan hakları ihlalleri”ni soruşturma zorunluluğu öngörmektedir (evrensel, 2018). Ancak senatörlerin ve farklı grupların çabalarına rağmen Trump yönetimindeki Beyaz Saray keskin adımlar atmak istememiştir. Ancak ABD Dışişleri Bakanı Pompeo’nun Suudi Arabistan ziyareti ardından Trump daha keskin adımlar atmaya başlamıştır ve Muhammed bin Selman’ı eskisi kadar korumayacağı izlenimi uyandırmıştır. Öte yandan ünlü ABD'li gazeteci Robert Woodward, 2020 yılında çıkardığı "Öfke" adlı kitabında, Trump'ın cinayete ilişkin süreçte Muhammet bin Selman'ı ABD Kongresinin incelemesinden koruduğunu söylediğini savunmuştur. 3 Kasım seçimlerinin ardından zafer elde eden Biden’ın, farklı bir strateji hamlesiyle ABD’nin tutumunu yeniden şekillendireceği düşünülmektedir. Sözcü gazetesinin haberinde ABD Başkanı Joe Biden'ın, Prens'i devreden çıkararak Kral Selman'la muhatap olacağı belirtiliyor. Bu durumun Prens Selman'ın taht sırasındaki yerini de tehdit edebileceği öne sürülmektedir (Sözcü, 2021).

Avrupa Birliği ülkelerinde de olaya farklı yollarla tepki gösterilmiştir. Birliğe üye ülkeler arasında Kaşıkçı cinayetine en güçlü ve net tepkiyi veren ülke Almanya olmuştur. Birlik genelinde öncü rol oynayan Almanya, Suudi Arabistan'a daha önce onay verilen silah satışlarıyla yeni silah satışlarını durdurma kararı almıştır (Esen, 2019). İngiltere cinayetle ilgili kişilere vize yasağı getirirken silah satmaya devam ederek Avrupa Birliği genelinde Riyad yönetimine en fazla silah satışı yapan ülke olarak öne çıkmıştır. Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Almanya'nın Suudi Arabistan'a silah satışı politikasının "Avrupa savunma projesinin güvenilirliğini" baltalayacağını savunarak vize yasağıyla tepki göstermekle yetinmiştir (Esen, 2019). Buna karşın Rusya, söz konusu olaya dönük en sessiz kalan ülkelerin başında gelmiştir. Muhammed bin Selman’ın 2017’de, yani cinayetten bir önceki sene en çok ziyaret ettiği ülke olan Rusya’nın Kaşıkçı cinayetine tepki göstermemesinin temelinde yatırım çekme gayreti ve dış politika stratejisi yattığı iddia edilmektedir (Sağlam, 2018).

Suudi Arabistan cinayetin hükümetin sorumluluğunda gerçekleşmesine rağmen bir müdahalesinin olmadığını savunsa da davalar sonucu çıkan kararlar ve olayla ilgili şüphelerin giderilememiş olması Riyad hükümetinin imajına uluslararası boyutta zarar vermektedir. İsmail Numan Telci’ye göre Suudi Arabistan yönetiminin meşruiyeti gelecek dönemde daha fazla sorgulanacak ve Riyad’ın bölge siyasetindeki manevra alanı daralabilecektir. Öte yandan Kaşıkçı cinayetinin bölge siyasetinde yaratacağı kırılma Ortadoğu’daki bazı olayları ve geleceğe yönelik projeleri de etkileyecektir (Telci, 2018, s. 15).

SONUÇ

Cemal Kaşıkçı’nın kaybolduğu haberinin geldiği ilk günden beri gündemi sarsmasına rağmen geçen süre boyunca cinayet tüm hatlarıyla aydınlatılamamış ve soru işaretleri tamamen ortadan kalkmamıştır. Dünyanın beklediği Kaşıkçı davasında 15 kişilik cinayet timinin 8’i hakkında hüküm verilmiş ancak kraliyet eski danışmanı, eski istihbarat başkan yardımcısı, Suudi Arabistan’ın İstanbul Başkonsolosu gibi isimlere herhangi bir suçlama yöneltilmemiştir. Cemal Kaşıkçı’nın kurban gittiği cinayet bir muhalifin öldürülmesi olarak nitelendirilebilecek basit bir olayın ötesinde bölgesel ve küresel gelişmeleri tetikleyecek bir domino taşı niteliğindedir. Kaşıkçı cinayeti, Muhammed bin Selman’ın da içinde bulunduğu bloğun bölgeyi Arap devrimleri sonrası dizayn etme çabaları sırasında nasıl araçlar kullandığını ortaya koymuştur. Dahası Kaşıkçı olayı sembolik olarak bölgedeki farklı dış politika vizyonlarının ilke ve eylem düzeyindeki ayrılıklarını deşifre etmektedir. (Kekilli, 2018). Son yıllarda yaşanan en elim hadiselerden olan ve uzun yıllar hafızalarda yer edinecek Kaşıkçı cinayeti Ortadoğu siyaseti için bir dönüm noktası olma potansiyeli taşımaktadır. Bu sebeple geriye dönük iki yılda yaşananların analizinin yapılması ve bu cinayetten dersler çıkarılması ülkeler için önem arz etmektedir. Bunlar arasında en önemlileri muhalif seslere özgür biçimde ifade hakkı tanınması, farklı görüşlere saygı gösterilmesi ve insan haklarının yüceltilmesidir. (Telci, 2018, s. 17).


Sena KAYA- Diplomasi Çalışmaları Stajyeri 

 Kaynakça

(2021, 02 18). 02 20, 2021 tarihinde Sözcü: https://www.sozcu.com.tr/2021/dunya/biden-prens-selmanin-ipini-cekti-taht-sirasindaki-yeri-de-tehlikede-6266467/ adresinden alındı

Allahverdi, S. (2020, 10 02). AA. 02 20, 2021 tarihinde https://www.aa.com.tr/tr/cemal-kasikci/kasikci-cinayeti-2-yil-donumune-girerken-abdde-unutuldu/1993062 adresinden alındı

Alptekin, H. (2018, 10 20). SETA. 02 19, 2021 tarihinde https://www.setav.org/turkiyenin-kasikci-stratejisi-sonuc-odakli-baskilayici-caydirici-ve-cezalandirici/ adresinden alındı

BBC. (2018, 10 10). 02 19, 2021 tarihinde https://www.bbc.com/turkce/haberler-dunya-45813519 adresinden alındı

Deutsche Welle. (2020, 10 08). https://www.dw.com/tr/bmden-ka%C5%9F%C4%B1k%C3%A7%C4%B1-davas%C4%B1na-tepki/a-54852113 adresinden alındı

Esen, H. (2019, 10 01). aa. 02 20, 2021 tarihinde https://www.aa.com.tr/tr/cemal-kasikci/avrupanin-kasikci-cinayetine-tepkisi-sozde-kaldi-/1598722 adresinden alındı

evrensel. (2018, 10 22). 02 20, 2021 tarihinde https://www.evrensel.net/haber/364101/magnitsky-yasasi-nedir-bugune-kadar-nasil-uygulandi adresinden alındı

Göksedef, E. (2019, 10 02). BBC Türkçe. 02 19, 2021 tarihinde https://www.bbc.com/turkce/haberler-dunya-49900257 adresinden alındı

Hearst, D. (2020, 10 2). perspektif. 02 19, 2021 tarihinde https://www.perspektif.online/kasikcinin-golgesi-hala-selmanin-uzerinde/ adresinden alındı

Kalabalık, A. (2018). Cemal Kaşıkçı Neden Öldürüldü. Kriter, 29. https://kriterdergi.com/dis-politika/cemal-kasikci-neden-olduruldu adresinden alındı

Kekilli, E. (2018, 11 23). ORDAF. 02 21, 2021 tarihinde https://ordaf.org/cemal-kasikci-cinayeti-ve-ortadoguda-kaos-senaryolari/ adresinden alındı

Kucuk, B. (2018, 10 09). euronews. 02 22, 2021 tarihinde https://tr.euronews.com/2018/10/09/kayip-suudi-gazeteci-kasikci-olayi-hakkinda-bilmeniz-gereken-her-sey adresinden alındı

Middle East Eye. (2016, 12 5). https://www.middleeasteye.net/news/saudi-journalist-banned-media-after-criticising-trump adresinden alındı

Özev, M. H. (2018, 10 31). ORSAM. 02 21, 2021 tarihinde https://www.orsam.org.tr/tr/cemal-kasikci-cinayeti-ve-bolgesel-politikalar-uzerindeki-etkileri/ adresinden alındı

Saglam, M. (2018, 11 24). gazeteduvar. 02 20, 2021 tarihinde https://www.gazeteduvar.com.tr/dunya/2018/11/24/moskovanin-kasikci-yaklasimi-yeter-ki-carklar-donsun adresinden alındı

Telci, İ. N. (2018). Cemal Kaşıkçı Cinayeti ve Ortadoğu Siyasetinin Geleceği. SETAV.

 

 


O-Staj Ekibi
  • PAYLAŞ

YORUMLAR